Kitabın lokanta eleştirmenliği ve etik kısmından başlamak istiyorum. Kişisel sempati ve çalışanlarla empati başlıkları beni üzerine düşündürüyor. Mesela gitmekten keyif aldığımız bir barı elle alalım.  Benim ilk dikkatimi çeken mekanda insanların rahat ve mutlu oluşu geliyor. Buna özellikle çalışanlar dahil. Sanki etraftaki görünmez o efsun sayesinde mekan, diğerlerinin arasından kolayca sıyrılıyor. Garsonla ayak üstü keyifli bir muhabbet mekana tekrar gitmemi kolaylaştırıyor.

Buna sevdiğim bir müzik ve fiyatların anormal şekilde pahalı olmayışını da eklerseniz tamamdır. Bu matematiği restoran dahil her yere uygulamak mümkün olabillir? Ne dersiniz?  Restoran için tat başlığını eklemek mümkün. Kitapta böyle üstüne bizlere fikir jimnastiği yaptıracak bölümler mevcut. Milor’un yayınlamış yazılarından seçmeler, yurt dışı tadım deneyimleri ve kişisel aile tarihi de kitapta yer alıyor.

  • Yoğurt, enginar ve kızarmış yemeklerle uyumsuz olan içki türü hangisidir?
  • Eskiden Milor ailesinde olan fakat şu an kayıp mektubun hikayesi nedir?
  • Şarap ne kadar kompleks ve derinlikli olursa yemek o kadar basit olmalı mı?

Link

Yorum bırakın

Popüler